Çok çok iyi hatırlıyorum, bundan yıllar önce sanırım 2005-2006 sezonunda Kayserispor Ertuğrul Sağlam yönetiminde sezonu ikinci kez 5.sırada bitirmişti. Kadroda Gökhan Ünal ve Mehmet Topuz gibi iki yıldız vardı. Sağlam yönetimle yaptığı görüşmenin ardından harfi harfine şunları söyledi:
"Yönetimle görüştüm. İki senedir 5. sırayı alıyoruz. Gökhan ve Mehmet'i tutup büyümemiz, bunların yanına yıldızlar almamız gerektiğini söyledim. Onlar da bana şu an için daha fazla büyümeyi düşünmediklerini söylediler. O zaman ben de ayrılma kararı aldım."
Bunları Ertuğrul Sağlam, yıldız futbolcu olduğu Beşiktaş'tan bu kez hocalık teklifi aldığı, oraya gitmek amacıyla bahane üretmek için söylemiş de olabilir. Ama Sağlam sonrası Kayserispor'un kaderi değişti mi? Oturmuş kadro Tolunay Kafkas yönetiminde iki kez daha ligde 5. oldu. Ondan sonraki sezonlarda sıralamalarda daha aşağı inmeye başladı. Ve neticede dün Galatasaray'dan sadece ilk devrede üç gol yiyen, sahada bir varlık gösteremeyen sıradan bir takım hüviyetine kavuştu!
Kulüpleri tek adamlık batırıyor. Koca koca kulüpleri de Kayserispor gibi gelişmeye açık umut veren kulüpleri de tek bir adama bağlarsanız, kulüpler o kişinin kararlarının dışına çıkamazsa siz ne kurumsallıktan bahsedebilirsiniz, ne de bir gelişme hayali kurabilirsiniz.
Galatasaray'ın UEFA zaferi tatmış bir kulüp olarak CL'de çeyrek final oynaması da konumu korumak adına güzeldir. Frank Rijkaard'ı getirmek de bir vizyondur, tıpkı Guus Hiddink'i getirmek gibi...Ama bunların altını da doldurmanız gerekiyor. Avrupalı futbol adamları genişlettiğiniz vizyonunuzu, yerli unsurlarla desteklemezseniz çakılmaya mahkum olursunuz.
Evet söylemesi kolay, bu kararları alacak adam kimdir diye sorabiliriz. Bu kararları Fatih Terim gibi Şenol Güneş gibi Mustafa Denizli gibi futbolu hem sahada hem kenarda oynamış, yöneticilik yapması gereken adamlar alacak. Ama onları da 'kulübe'de kopartamıyoruz. Çünkü yerlerine gelecek bir adam yetiştirmiyorlar. Ondan sonra ne oluyor, Ünal Karaman gibi bir adam ıskartaya çıkıyor, İsmail Kartal gibi bir adam Aykut Kocaman'ın gölgesinde gitgide paslanıyor.
AVCI'NIN KULÜBESİNE BAKINCA YARINI GÖREMEMEK!
Türk futbolunun son 10 yıldaki sahte, altı boş büyümesi de bunun güzel bir örneğidir. Yayıncı kuruluş çekildiği gün çöküş resmen başlayacaktır. Hayırlı bekleyişler...
Guus Hiddink'in yanında Oğuz Çetin, Abdullah Avcı'nın yanında Okan Buruk, Fatih Terim'in yanında Müfit Erkasap olmaz. İyi, vizyon sahibi adamların yanına geleceğe farklı bakan adamları koymak zorundasınız. Koymazsanız tek adamların gidişlerinde ne olursa o olur. Yeni ve muhtemelen zayıf kahramanlar peşine düşersiniz: Örnek Samet Aybaba...
Bu da küçülmeyi getirir. Siz Abdullah Avcı'nın kulübesine bakınca yarın için bir gelecek görüyor musunuz? Oysa Pep Guardiola'nın ardından Tito Vilanova çıkabiliyor, orada insanlar onlara güvenilebiliyor. Di Matteo, Chelsea'da bir hayal kırıklığının üzerine geldi, kalıcı olacağını kaç kişi düşünüyordu? Çünkü onlar önce sistemi kuruyorlar. Sonra yürüyen bir sisteme bir yönetici, bir oynatıcı gerekiyor sadece... Sistemin oturduğu yerde kimse Amerika'yı yeniden keşfetmeyi seçmiyor, sistemi sürdürmeyi ve geliştirmeyi yeğliyorlar.
Türk futbolunun son 10 yıldaki sahte, altı boş büyümesi de bunun güzel bir örneğidir. Yayıncı kuruluş çekildiği gün çöküş resmen başlayacaktır. Hayırlı bekleyişler...



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder