15 Ağustos 2012 Çarşamba

Servet ve Bahri'den arta kalanlar...

Servet Tazegül ve Bahri Tanrıkulu, Türkiye'yi Londra'da düzenlenen Olimpiyatlar'da başarıyla temsil eden iki isim... Gazeatedeki röportajı, sığmayan/taşan kısımlarıyla bir de buradan yayınlamak istedim. Bahri Tanrıkulu: Tribünlerden bize destek çok azdı, buna biraz üzüldük. Maçlarımızda daha çok destek görmeyi isterdik doğrusu. Güreşçi arkadaşlarla da konuştuk, onlardan da aynı dertten musdaripti. Mücadelelerimiz sonrası biz onların, onlar da bizim maçlarımıza geldiler. Olimpiyat, Almanya'da olsa çok farklı olurdu diye düşünüyorum. Diğer ülkelerden sporcuların ciddi destekleri vardı. Güvenlik Olimpiyat köyü çok güzeldi. Odalarımız güzeldi. Her şey düşünülmüştü, tek bir yemekhanesi vardı ama çok büyüktü. 24 saat açıktı ve Hint mutfağından Müslümanlar için ayrılan 'helal restorant' kısmına kadar herşey düşünülmüştü. Ancak güvenlik önlemleri ciddi olarak rahatsız etti. Çok ciddi önlemler alınmıştı. Güvenlik görevlilerinin dışında çok sayıda asker de vardı. Ağır silahları vardı, ister istemez tedirgin oluyordunuz. Yine de herhangi bir olay yaşanmadığı için mutluyuz. Bejing Londra'da güzel bir organizasyon vardı ama 2008 Pekin ile karşılaştırdığımda oranın daha eğlenceli, daha sıcak bir ortamı olduğunu söylemeliyim. Londra'da en büyük sorunumuz trafikti. Müsabakalarımıza gitmek için çok önceden Olimpiyat köyünden ayrılmak zorundaydık. Köyden çıkmak için 15 dakika yürümeniz gerekiyordu, sporcu otobüsüne binseniz çok dolaşıyordunuz. Sporcuların büyük bir kısmı gibi biz de zaman zaman Londra metrosunu tercih ettik. Servet Tazegül: Metro iyiydi ama çok karışıktı. Öyle karışıktı defalarca bakıp kontrol edip binsek de yine de yanlış bindiğimiz zamanlar oluyordu. Bahri Tanrıkulu: Sabah 0945te ilk maçıma çıktım. Yunan rakibimle dövüşürken kolum arada kaldı, o an hissettim. Ama öyle devam ettim. Maçtan sonra kırık olduğu anlaşıldı. Yetkililerimiz yanıma gelip 'Devam edecek misin' diye sordular. Kesinlikle devam edecektim. Ama bu benim şanssızlığım. Tekvando zor bir spordur ama başınıza böyle bir şey ya bir kere ya gelir ya gelmez. Ama benim başıma 2008 Pekin'den sonra yine geldi. Bu benim talihsizliğim. Doktorumuz geldi ve lokal anestezi yaptı, normalde yasaktır bu ama buna mecburdum. Sonuçta bu Olimpiyat ve 4 yılda bir oluyor. Ve son Olimpiyatım. Ancak lokal anestezinin etkisinin geçmesiyle beraber gücümü yitirdim. Yine de tekrar iğne olmadım ve kırık parmakla dövüştüm ama olmadı, madalya şansımı kaybettim. Hayırlısı böyleymiş. Sabah 9'da parmağım kırıldıktan sonra akşama kadar üç maça çıktım. Beni Başbakanımız aradı, Bakanımız aradı, hepsi destek oldu, 'Canın sağolsun' diyerek moral verdiler. Seneye Avrupa Şampiyonası var. Formum şu an çok iyi durumda. Orada da bir şampiyonluk yaşamak istiyorum. Ancak 2016 Olimpiyatları'nı düşünmüyorum. İki çocuğum var ve artık aileme daha çok zaman ayırmak istiyorum. Ondan sonra da spor alanında bakanlığımız, belediyemiz ne görev verirse orada spora hizmet etmek, yeni sporcular yetiştirmek için çalışmak istiyorum. Avustralya'da spora okulların çok büyük destekleri var. Mutlaka her okulun kapalı salonları, havuzları var. Sporculardan uluslararası başarı kazananları mutlaka televizyon kanalları bünyelerine katıp spor haberlerini sundururlar. Bu şekilde bir destek sporcu için çok önemli. Olimpiyat'ta ülke kafilesinin birlik duygusu çok önemlidir. Biz de bu pek yoktu. Farklı dallardan sporcular birbirleriyle pek kaynaşamadı. Diğer ülke sporcularının çok daha sıcak bir ortamda bir arada zaman geçirdiklerini gördük.
Servet Tazegül Almanya'da doğdum. Spora orada 5 yaşında başladım ve haftada 3-4 gün idman yapıyorum. 14 yaşından beri sürekli Türkiye'de kamptayım. Bu kadar yoğun sporun içinde olunca eğitimim aksadı. Çünkü kamplar, organizasyonlar için okulumdan pek izin alamadım. Almanların 'Bizim sporcumuz ol' teklifini kabul etmediğim için de hiçbir kolaylık göstermediler. Kamplara, maçlarıma hep doktor raporu alıp gelebildim. Ancak kendi sporcularına çok daha kolaylık gösterdiklerini söyleyebilirim. - Olimpiyatlar sırasında çok kontrollü olduğun, sakin dövüştüğün konuşuldu Hep sakin olduğum sanılır ama pek sakin değilimdir. Olimpiyat olduğu için riski çok fazla risk almak istemedim. En son final maçında artık çok sıkıldım ve antrenörüme, "Hocam dalayım mı, kararsızım ne diyorsun" diye sordum. "Sana bırakıyorum" dedi, yine de durgun dövüşmek zorunda kaldım. Herkes beni beğendi, altın aldım ama maçlarımda kendimi beğenmedim. Bahri Tanrıkulu: Servet, Avrupa Dünya şampiyonalarında genellikle rakiplerini yer, parçalar, duman eder resmen. Ama Olimpiyat'ın havası çok farklıdır. O yüzden çok tutuk, kontrollü dövüşmek zorunda kaldı, bu yüzden de altın almasına karşın biraz buruk aslında. Servet, seni Almanlar'ın hep istediği hatta Singapur'dan sana bir teklif geldiğini duyduk? Singapur'dan bir teklif olmuş, federasyon başkanımıza gelmiş. Almanlar da beni istediler uzun süre önce, ben kabul etmedim. Daha sonra üst üste başarılarım gelince yine teklifte bulundular ama hiçbir zaman istemedim. Ne kadar orada doğmuş, yaşamış, oraya alışmış olsam da benim memleketim burası. Türkiye'de yeniden bir hayata başlamak zor olur bunu ileride düşünürüm. Ama öldüğüm zaman buraya gömüleceğim. Başka bir şey düşünmüyorum. Kesinlikle Almanya'ya gömülmek istemem, benim vatanım burası, kalbim burası için atıyor. Madalyanı rahmetli annene bağışladığını söylemiştin, anneni ziyaret edecek misin? Olimpiyat hazırlıklarım boyunca federasyonumuzun da yardımıyla hasta olan, tedavi olan anneme hep yakın oldum. Bu başarımı görmesini çok isterdim ama kısmet değilmiş. Madalyamı ona götürecektim, sözüm vardı. Bayramda tüm ailemle İzmir'de buluşacağım. Annemi ziyaret edeceğim inşallah. Bu madalyam annem için, inşallah bir dahakini de beni hep destekleyen Başbakanımız için alacağım. Bundan sonraki hedefin ne Servet? Ben Olimpiyatlar'da görevimi yaptım, benden bekleneni yaptım. Çocukluktan beri her zaman birinci olmayı istedim, kaybetmeyi hiç sevmem. Sadece tekvandoda değil hayatta başka alanlarda da kaybetmeyi sevmem. Tavlada, Play Station'da hep kazanana, birinci olana dek tekrar tekrar oynarım. Zarı zorlarım, rakibi zorlarım, strese sokarım, konsantrasyonunu bozarım, kaybetmeyi sevmem. Tekvando satranç gibi bir oyun, rakibin bir sonraki hamlesini düşünmen gerekir. Burada söze Bahri giriyor) - Servet bıktırır, artık bilerek kaybedersiniz bıraksın diye sizi, yoksa sabaha kadar oynar, asla bırakmaz, pes etmez. Söz artık şampiyon sporcuların kulübü İstanbul Büyükşehir Belediyespor kulübünün genel müdürü Suat Güler beyde... İstanbul Büyükşehir Belediye Spor olarak her Olimpiyat'ta mutlaka madalyamız vardı Londra'yı da boş geçmedik. Ama artık hedeflerimizi büyüteceğiz. Biz belediye olarak sadece tekvandoda değil bir çok branşta faaliyet gösteriyoruz. Dört bine yakın lisanslı sporcumuz var. Pekin'de hedeflerimiz çok daha büyük, iddialı olacak. Yakında tüm basına tesislerimizi gezdireceğiz. Kapalı salonlarımız, yüzme havuzlarımızla, antrenörlerimizle sporcu yetiştirmeyi sürdürüyoruz. Biz aslında Avrupa'da, Türkiye'den daha çok tanınıyoruz. Sporcularımız uluslararası arena sürekli ve çok sayıda farklı branşlarda mücadele ettikleri için Türkiye dışında daha çok biliniyoruz. Boz Baykuşlar Boz Baykuşlar bizim dışımızda kendi kendine oluşan, kendine has bir oluşum. Sadece futbola değil değil branşlarda da sporcularımıza destek veriyor, salonlara geliyorlar. Küfür olmadan, şiddet olmadan, harika pankartlarıyla herkese örnek tablo ortaya koyuyorlar. Hakemi, rakibi alkışlayan kaç tane taraftar grubu var. Boz Baykuşlar'ın ünü, taraftarı oldukları kulüple yarışıyor artık diyebiliriz. Biz sporcularımızın, spor dışında hiçbir şey düşünmemelerini istiyoruz. Sadece bunu sağlamaya çalışıyoruz. Sokakta kahveden gençlerimize spora alıştırıyoruz, içlerinden bir tane sporcu yetişirirsek, başarılı bir sporcu çıkartırsak mutlu oluyoruz. Her sene lisanslı sporcu sayısını artırıyoruz. Mesela bizim voleybolumuzun yüzde 60'ı altyapıdan çıkıyor. Yakında Cebeci'de yeni spor salonumuz açılacak. 200 yatak kapasiteli, iki kapalı spor salonu, bir tane futbol sahası, olimpik yüzme havuzu olan salonumuz eylül ayında hizmete girecek. Bahri söze giriyor Ben de 1998 yılından bu yana İstanbul Büyükşehir Belediye Spor kulübünün sporcuyum. Hemen hemen branşta var olan, sporcuları mücadele eden bir kulüptür. Yöneticilerimize teşekkür ediyorum bu gayretleri için... Amatör gönül işi, çok fazla bir şey beklemeden özveri göstererek yapılır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder